Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Uğur IŞILAK'ın

KRAL TV - Röportajı

02_Subat2008_ugurisilak_ali KRAL TV -  Haftanın Röportajı

- Sizin şarkılarınız, yorumunuz, yazmış olduğunuz sözler, kendi konuşma üslubunuz çok farklı; çok ayrı bir yerde duruyorsunuz ve çok belirgin bir Uğur Işılak kimliği var. Herkesin kafasında kendi kimliğinizi oluşturdunuz. Bu oluşturduğunuz kimliğin sizi ara sıra sıktığı, bunalttığı oluyor mu?

Yok hani öyle bir durum söz konusu olmuyor.Fakat kendimi çok sorguluyorum, çok yargılıyorum. Her gece yatmadan evvel yaşadığım günün analizini yaparım ve ertesi günü ona göre belirlemeye çalışırım.Şimdi bu manada kendinizi aşırı derecede sorgular ve yargılarsanız bunun tabii beraberinde getirdiği bir sıkıntı oluyor.Fakat bu sıkıntı sadece benim kendimle alakalı. Özellikle yargılama, sorgulama sürecinden sonra olgunlaşmaya, kemale erişmeye başlıyorsunuz. Kendisini yargılamayan, sorgulamayan insanlar altmış yaşına da gelse hala çiğ, hala sığ olarak yaşamaya mahkumdur.Onun için yargılama ve sorgulama ne kadar erken yaşta başlarsa insan o kadar çabuk olgunlaşır diye düşünüyorum. İşte böyle bir hayat felsefesi olan bir insanım ben. Ben ne kadar olgunlaştım o da tartışılır tabii ki (Gülüşmeler...). Ama en azından olgunlaşmaya çalışan, eksilerinden, yanlışlıklarından, hatalarından kurtulmaya çalışan ve daha farklı bir kimlikle her gün yeniden doğmaya gayret eden bir insanım. Bazen doğum tarihimi sorduklarında hep o aklıma gelir: "Aslında her gün yeniden doğuyorum" şeklinde bir cevap vermek geliyor da içimden bu soyut oluyor tabii. Onun için insan her gün yeniden doğmayı başarabilmeli.Bundan hiç rahatsızlık duymuyorum, bundan bir sıkıntım yok yani. Bir sıkıntım olsa dahi bu sadece kendime...Kimseye bir zararım yok (Gülüşmeler...).

- Bu albümünüze gelecek olursak herhalde ilk kez iki albüm bir arada yer aldı. Bir de aynı zamanda bu albümünüzü yeni bir düzenlemeyle tekrar piyasaya sürecekmişsiniz...?

Çalışma evet iki tane albümden oluşuyor.Bir tanesi "Kalabalık Yalnızlara" diğeri "Ozanca". Bir tanesi bağlama ve gitar ağırlıklı çalışma diğeri orkestrasyonun hakim olduğu bir çalışma. Bu iki çalışmayı yaklaşık iki ay önce çıkardık. Fakat iki albümden oluşan bu çalışma aşağı yukarı tek fiyata satılması gerekirken birçok yerde suiistimaller oldu.Çok yüksek fiyatlara satıldı. Bu da tabii insanımızı almakda zor duruma düşürdü.Bu suiistimallere karşı biz bu iki çalışmayı bire indirgeyeceğiz. Tek çalışma olarak yeni bir düzenlemeyle iki haftaya kadar "Kalabalık Yalnızlara" isimli çalışmamızı tekrar piyasaya sunacağız...

- O zaman "Ozanca" albümünden bir kaç eser alınacak...?

Evet birkaç eser alınacak. "Kalabalık Yalnızlara" nın hemen hemen tamamı yer alacak. Ama hepsi yeni bir düzenlemeyle olacak ve bu yeni düzenlemenin de dinleyenlerin çok hoşuna gideceğini umut ediyorum.

- Sizin de dediğiniz gibi albümlerinizden birinin adı: "Kalabalık Yalnızlara". Kim bu "kalabalık yalnızlar"?

Ülkemizde maalesef ticari kaygıyla hareket eden insanlar önce kalabalığın olduğu noktaya yoğunlaşırlar. Kalabalıklar nelerden hoşlanıyorsa kendi hayatlarını, kendi üreteceklerini, kendi projelerini de ona göre tanzim ederler, ona göre uyarlarlar. Birçok şairin sürü kalabalık olarak nitelendirdiği o kesimden ziyade daha fazla düşünen, tefekkür eden, kendi iç aleminde yoğunlaşan kalabalık yalnızlar var. Onlar da aslında kalabalık ama yalnız. Şimdi biz hedef kitle olarak o kitleyi tespit ettik ve kendimize de onu tayin ettik.Bu kitleye hitap etmekle beraber hem kendimiz deşarj olma yöntemini bulmuş olduk hem de onlar bu manada hem deşarj hem de şarş oluyorlar. Biz de yine o kitleden hem deşarj hem de şarş oluyoruz çünkü sadece tek taraflı bir çalışma yapmıyoruz.Onlar dinledikçe eksik noktaları tespit edecek ve size yapıcı eleştiriler sunacak. Siz de onlardan yapıcı eleştiriler geldikçe eksiklerinizi telafi edeceksiniz; daha güzel bir şey sunarak onların istifadesine bir şeyler sunacaksınız.Böyle bir kalabalık yalnızlar kitlesiyle iletişimimiz var ve bu kitle her geçen gün biraz daha büyüyor. Şimdi biz kaliteli bir şeyler üretmeye çalışıyoruz ve Türkiye'de her zaman şu söyleniyor: "Kalitenin alıcısı yok" deniyor. Hayır ben buna katılmıyorum.Kalitenin mutlak suretle alıcısı var. Yeter ki o hedef kitleyi bulun.Biz işte o hedef kitleye hitap ediyoruz.

- Önemli olan ona ulaşmak belki de...

Tabii ki yani...Bizim kalitesizlikle yahut kalitesiz bir takım beklentileri varsa insanların biz onlar için yanlış adresisiz. Biz şunu demiyoruz : "Kalitesiz birtakım şeyler dinleyen insanlara da biz hitap edelim". Yok canım hitap etmeyelim, benim gayem o değil. Beni onlar sevecek diye de benim bir zorum yok. Varsın sevmesin, adam sevmeme hakkını kullansın. Beni o tarafı ilgilendirmiyor. Ben kalitenin muhatabına hitap ediyorum ve kalitenin muhatabı da azımsanacak bir rakam değil Türkiye'de.

- Sizin bir de edebiyat yönünüz var. Şiirlere karşı da çok meraklısınız. İlk şiirinizi neyden etkilenip de yazmıştınız?

İlk şiirimi hiç hatırlamıyorum.Çünkü benim kayda aldığım şiir, yaktığım şiirden daha azdır.

- Bir de yazdıklarınızı yakıyorsunuz?

Yakarım, yok ederim, imha ederim (Gülüşmeler...). Ben her zaman onu diyorum. İyi bir şair olabilmek için yaktığınız yazdığınızdan fazla olmalı. Onun için o dönemlerde ilk yazdığım şiiri hatırlamıyorum. Ama etkilendiğim şairler çoktu. Bende bir antoloji vardı.O antolojiyi de şiire merakımdan dolayı bir öğretmenim bana hediye etmişti. Nerdeyse antolojinin yarısı ezberimdeydi, o zaman tabii hafıza çok taze. Abdurrahim Karakoç'un çok etkisi olmuştur. Kendisi 21. yüzyılın en büyük halk şairlerinden. Hatta onun şiir kitaplarını okurken; "Acaba bu adamla tanışmak mümkün olur mu" diye yani hayal bile edemezdim ben. Derken bundan dört sene evvel benim konserime gelmişti; o benim hayran olduğum şair Abdurrahim Karakoç.

- Ne kadar büyük bir mutluluk sizin için...

O da felaket bir mutluluktu. Onlardan etkilendim. Abdurrahim Karakoç'un yaşayan halk şairleri arasında benim üzerimde çok büyük bir etkisi var.

- Ne zamandan beri şiir yazıyorsunuz?

Çocukluğumdan beri yani ilkokuldan beri.Yedi sekiz yaşından beri yazıyorum; tabii onlara şiir denmez de.

- Aynı zamanda sizin yazdığınız makaleler de var. Şiir mi daha ağır basıyor içinizde yoksa nesir mi?

Şiir tabii...Biz öyle yetiştik.Şiir benim ruhumun resmi gibi. Bir makalede ruhumu resmedemiyorum tam olarak yani yeterli gelmiyor kelimeler ama üç kıtalık bir şiirde ruhumu resmedebiliyorum mesela. Makale yazmaya başladığımda habire bir şeyler aklıma geliyor, makalede az ve öz olan o vurucu ifadeyi yakalamanız mümkün olmuyor.Yakalayanlar var tabii makalede bunu da. İşte ben burada şairlik tarafımın çok daha ön planda olduğunu düşünüyorum.Çünkü bazen bir kıtayla ruhumu resmediyorum ve rahatlıyorum.Gün içinde de onu birkaç kere okuyorum, tekrar tekrar rahatlıyorum.Şairlik tarafım çok daha ağır basıyor. Hatta şairliğim besteciliğimden yani müzisyen olan tarafımdan bir adım daha önde.

- İleriye dönük ne gibi projeler var?

Sinema var bir de birkaç dizi projesi geldi bize. Şu anda ciddiye aldığımız bir dizi projesi var. Bu hafta içerisinde tekrar bir görüşme yapacağız, senaryoyu tekrar bir inceleyeceğiz. Ama benim asıl amacım dizi çekmek değil. Benim asıl amacım uzun metrajlı bir sinema filmi. Onun senaryosunu da başka bir arkadaşla beraber bitirmek üzereyiz. O senaryo Türkiye için gerçekten çok önemli bir senaryo.Türkiye insanının çok ihtiyaç duyduğu bir senaryo.Biz asıl ona yoğunlaştık.

- Nasıl bir film? Biraz ipucu alalım sizden....

Aslında özetle şu yani rolü üstlenen bir Uğur Işılak'tan ziyade Uğur Işılak'ı üstlenen bir rol var orada ve bugüne kadar rahatsızlık duyduğumuz, ifade etmekten utandığımız hususların aslında hiç de utanacak tarafımızın olmadığı, virüsten ziyade alnımızın akı olduğunu vurgulayan, çok hassas noktalara işaret eden bir proje. Onun için bu projenin hayata geçmesi benim için değil sadece Türk gençliği adına çok önemli diye düşünüyorum. Ben zaman zaman sinemaya gidiyorum. Hollywood'a hayranım, Amerika'ya kesinlikle hayran değilim ama...  Hollywood'da gerçekten çekimler yaşadığımız çağda bana göre teknik imkanların, mantığın, aklın son raddesinde şuan. Diğer ülkelerin kesinlikle boy ölçüşemeyeceği nitelikte olan bir sinema sektörü var yani Hollywood'da ve izlediğim zaman ben hayranlıkla çıkıyorum her defasında sinemadan. Ama bir şey var.Hollywood'da akıl, mantık ve teknik var. Akıl ve mantığın hakim olduğu şeyden eser çıkar. Anadolu'da da gönül var. Gönlün hakim olduğu şeyden de eser çıkar. Fakat gönül ve akıl birleşirse şaheser çıkar. Biz işte gönül ve akılı birleştirmeye çalışıyoruz şaheser ortaya koymak için.

- İnşallah istediğiniz gibi bir proje oluşur. Biz de büyük  bir keyifle izleriz. Sizin bir de "Anadolu Gönül Hareketi" başlıklı bir hayaliniz var. Bu hayaliniz nedir?

Bu film aynı zamanda "Anadolu Gönül Hareketi" nin başladığı süreç olacak. "Anadolu Gönül Hareketi" nde bizim gayemiz yeni bir siyasi oluşum falan değil. Bir sivil toplum örgütü şeklinde düşünün ama sadece gençleri hedef alan; yaş olarak değil gönül olarak, hayata bakış olarak sadece genç insanları hedef alan ve bugüne kadar varlığımızdan,sahip olduğumuz değerlerden utanan bir nesilden, gençlikten ziyade bunlardan haz alan, bunlardan gurur duyan, varlığından hiçbir surette sıkılmayan ve geleceğe umutla bakan bir nesil, bir gençlik hedefimiz var.Çok ciddi kadrolarla gireceğiz bu işe. Biz politikanın kirinden arınmış, şahsi ideolojilerin kirinden arınmış, ideolojiden uzak, politikadan uzak sadece ülke kimliğini, kültür kimliğini ve bilincini ilke edinen bir yapı içerisinde olacağız.Böyle bir hareket başlatacağız fakat bu hareketin başlamasına aynı zamanda filmimiz çok ciddi manada katkı sağlayacak.

- Son olarak sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?

Sevgi, tek taraflı gelişen bir olgu değildir.Bir gün Hz.Ali'ye birisi gelmiş: "Ya Ali ben seni çok seviyorum" demiş.Hz. Ali de:"Yalan söylüyorsun" demiş. Öteki: "Niye" demiş.Hz. Ali: "Gerçekten beni sevseydin ben de seni sevmiş olurdum" demiş. Sevgi böyle bir şey.Şimdi her şeyden önce eğer seviyorlarsa seviyoruzdur.Eğer seviyorsak seviyorlardır. Ben öyle değerlendiriyorum. Her şeyden önce bu sevgi paralelliğinden ötürü ben çok mutlu olduğumu, bundan aşırı derecede haz aldığımı ifade etmek istiyorum. O sevgi gerçekten insanı ayakta tutan, insanı hayata bağlayan, insanı umutlandıran, umutsuzluktan kurtaran çok önemli bir vesile.Buna vesile olan herkese çok teşekkür ediyorum ve birlikteliğimizin sadece benim onlardan istifade etmem değil aynı zamanda onların bizim yapacağımız çalışmalardan istifade edeceği çalışmalar olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü ben şahsım adına yaşayan bir insan değilim. Karşılıklı istifadelerin olduğu bir birlikteliğimizin olduğunu düşünüyorum. Bu birlikteliğimize zeval gelmesin diyorum.

[/QUOTE]

1 yorum

  1. büşra 26 Nisan 2008 21:09 

    işte benim abim .Uğur abim.onu o kadar çok seviyorumki anlatılmaz yaşanır bir duygu benim içimde.onunla konser öncesi birkaç saat görüşmemiz oldu o denli mutlu oldumki ...o benim için herşeyden önemli sevgilerimle.(((EMSALSİZ İNSAN UĞUR IŞILAK)))

    Yorum ekle

    << Ana sayfa